Kağan'ın geri dönüşü ve halk arasında kılıcı bulduğuna dair çıkan dedikodular mutluluk yaratmıştı. Daha sonra meydana gelen nüfustaki gözle görülür artış, ordunun neredeyse iki katına çıkması ve halk içinde doğan bulabildikleri herşeyi inceleyen bir bilimin ortaya çıkması da bu mutluluğun sebeplerindendi.
Kağan, geri döndüğünde sınırlarını iyi bildi. En ufak dağ evinden en büyük şehre yönettiği her yeri araştırdı. Yönettiği topraklar çoktu, ama yeterli gelmedi. Tatar adetlerinde fetih vardır. Çok fetih yapılmadığında ordunun isyan çıkarttığı dahi görülmüştür. Fetihlerde elde edilen ganimetlerden askere de pay verilir. Boş bozkırlara savaş hakim olsa da çoğu fetih savaşsız yapılmıştır.
Kağan'ın geri dönüşünde kısa bir müddet sonra, kaynak keşfine çıkan kaşifler değerli pek çok şey bulmuşlardı. Bulunan değerli yükler, kaşifler tarafından taşınamamış, kervanlarla getirilmişti. Yükler Hansaray'a taşınıp Kağan'ın ayakları önüne serildi. Kağan, onlarca insanın huzurunda tahtından kalktı. Kendi elleriyle temizlediği kılıcı ona uygun olarak yaptırdığı kınından çıkartıp önünde düzenli olarak yığılmış, bir tepe oluşturmayan hazinesinin başına geldi.
"Çok para elde durmasın gerek." dedi ve kılıcıyla hazinenin bir parçasını ayırdı. Ayrılan parçayı hamallar büyük çömleklere doldurdular.
"Kaşifler bu parayı fazlasıyla hak etmişler." Kaşifler, bu söze karşılık diz vurdular. Hamallar, çömlekleri kaşiflerin önlerine yerleştirdiler. Kaşifler, sık sık keşfe çıkarlardı, bu da onlara moral olmuştu tabi. Çömlekleri omuzları üstüne alarak dışarı çıkacakları sırada Kağan'ın sesi duyuldu:
"Kalın." Her ne kadar emreder gibi bir ifade olsa da Kağan'ın ses tonu aksini hissettirmişti. Kılıcını eline aldı tekrar, bu sefer eskisinden daha ufak bir parçayı ayırdı. Hamalların çömleklere doldurmasını izleyip konuşmayı tercih etti.
"Bu, Kağan'dan Aycan Hatun'a liman masrafları içindir. Akyar'a yollayın."
Hamalların çeyreği dolu çömlekleriyle dışarı çıktılar. Akyar'a yollanması için hediyelerin kervana yüklenmesine yardımcı oldular. Onlar yüklerken Kağan, kılıcıyla bir parçayı daha ayırıyordu. Ayırdığı parça bir çömlek kadardı.
"Bu halk içindir. Aybahar Hatun, bunu ihtiyaç sahiplerine dağıtsın."
Aybahar Hatun, Kağan'a anlamlı bir bakış atıp çömleği taşıyan hamal ile birlikte dışarı çıktı. Daha dışarı çıkarken, geriye kalan hazineyi iki parçaya ayırmıştı Kağan. Bir parçası, bütün hamalların katkısıyla çabucak çömleklere dolduruldu.
"Bu halkımın tek teminatı olan ordu içindir. Bir kısmı da yeni yapılacak seferler içindir. Geriye kalanı da daha sonra Tatarlar'nın geleceği için harcanmak üzere saklanacaktır."
Geri kalanı da çömleklere doldurup taht odasının duvar önlerini süsledi. Bir bir herkes diz vurup han odasını terketti.
***
O gün gelip çatmıştı. Geri döndüklerinde burada buldukları sadık atlarının üstünde Tolga Giray Kağan, Atakan Bey ve otuz soylu, yüzlerce kişilik ordularının başında at sürüyorlardı. Savaşçılar, sapancılar, mızraklılar, ciritçiler... Büyük Tatar Ordusu, nizamlı bir biçimde ilerliyordu. Önce batıya gittiler. Sonra doğuya. İyi ganimet elde ettiler.
"Atımın ayak bastığı her toprak benimdir!" Efsanevi Avrupa Hun Hükümdarı Attila'nın sözleri, bu sefer Tolga Giray Kağan'ın ağzından çıkıyordu.
_______________
- 3x Sınır Genişletme (Batı-Doğu-Doğu) 9 Gelişim 9 Askeri
- 4x Kaynak Keşfi (Börük Ata) 8 Üretim 4 Askeri
- Araştırma: Felsefe 1 Gelişim
- 2x Populasyon Artırmak (Aycan Hatun) 4 Gelişim 2 Üretim
- Üretim: 2 (100) Kadırga 6 Askeri
- Üretim: Asker 12 Askeri
- Lider: Atakan Bey (Eğitimci)
Asker Üretimi:
1300 Popülasyonum var başta.
4, 200 Sapancı;
4, 200 Mızraklı;
4, 200 Ciritçi;
2, 100 Kadırga
700 Popülasyon buraya gidiyor. Geriye de 600 kaldı.
300- Bahçasaray
200- Aqyar
100- Aqmescit

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder