Tanrılar bir kez daha ve son kez olmamak üzere Dünya'ya uzananda...
Tatar ordusu seferden vazgeçip geri dönmüşlerdi. Kendi sınırlarına vardıklarında bir gözcü kulesinden diğerine haberler iletildi ve onların varacakları zamandan çok daha önce Bahçesaray bu durumdan haberdar oldu. Kötü büyülerin ve acımasızca kullanılan füzelerin etkisiyle Bahçesaray'a büyük hasarlar almıştı. Bu hasarların telafisi için gerekli işlemlere Aybahar Hatun çoktan başlamıştı bile. Bu felaketler sonucu halk, kağanın öldüğünü ve onları koruyan gücün kalktığını sanıp isyana yeltenmişlerse de Aybahar Hatun'a duydukları güven ve ortaya çıkan garip adamın yardımıyla isyan daha çıkmadan bastırılmıştı.
O garip adam, yine birkaç kişinin gözlerine yakalansa da büyük oranda farkedilmeden şehirde belirmişti. Kapşon içinde yaşlı mı genç mi, erkek mi kadın mı anlaşılmıyordu. Doğrudan Lord Tanzin'in elçi olarak kalmaya devam ettiği ve savaştan haber beklediği elçiliğe gitti. Kapı, çatırtılar içinde alev alıp yok oldu. Tanzin'in şaşkınlığı içeri giren kapşonlu adamı görünce öfkeye dönüştü ve kılıcını havaya kaldırarak adama doğru koşmaya başladı. Ancak kılıç, ocakta ısıtılmış gibi akkor hâle geldi ve Tanzin'in elini yaktı. Raflardaki kitaplar yere yıkıldı, içinde sıvı olan şişeler kırıldı ve kitaplar ıslandı. O sırada gizemli adam değişik bir renge sahip kalın bir sesle konuştu:
-Serbest Adalar Birliği, gözünü paraya çevirip olup bitenlere kayıtsız mı kalacak? Kuzeydeki savaştan bahsetmiyorum, kuzeyde iki müttefiğiniz savaşıyor, elbette kendi çıkarlarınızı önde tutup kazananı desteklemeyi düşünmüş olabilirsiniz, alçakça olsa da. Çünkü biliyorsunuz, kuzeydeki savaşın taraflarından yalnız biri gerçekten sizinle müttefik. Diğerlerinin amacıysa Büyük Göl'ün baştan sona sahibi olmak! Güneyden gelen dedikodular, tüccarlarınızdan saklanmış belli ki. Güneyde denizin kıyılarını fetheden ve sinsice arkanızdan size yaklaşan düşmanı görmüyor musunuz?
Adamın kapıdan çıkmasıyla yere dökülen sıvılar son damlasına kadar kaplarına geri döndüler, kitaplar raflarına geri fırladı ve kılıç eski hâline döndü. Elçiliğin kapısı hâla yerinde duruyordu. Yürüdüğü yöne bakılırsa adamın yeni hedefi saraydı.
Ama adam, eski hiddetli hâlini terketmişti. Hatta yıkıcı hâlinden yapıcı bir hâle gelmişti. Yeni hedefi, Tanzin kadar nefret ettiği biri değil de, belki de sevdiği biriydi. Şu sıralar sarayın yönetimini tutan Aybahar Hatun'u sevmeyen kimse yoktu Tatar yurdunda. Ama bu adam, her ne kadar bir tatara çok benzese de sanki bambaşka bir dünyadan gelmiş gibiydi. Aslında bambaşka bir dünyadan geldiği doğruydu, ama ilk başta o da diğerleri gibi bu dünyadaydı. Ortalığı karıştıran yaşlı adam, Kok Tug Kam'dan başkası değildi.
______________________________
- 5 x Kaynak Keşfi (Börük Ata) 5 Üretim
- Asker Üretimi: 10(650) Mızraklı (Atakan) 10 Askeri
- Asker Üretimi 5(650) Uzun Yaylı (Atakan) 15 Askeri
- 3x Tapınak (Yeniyurt-Akayiye-Bahçesaray) 30 Gelişim 30 Üretim
- 1x Büyü Okulu(Güç) (Ötegen) 10 Gelişim 10 Üretim
- 6x Populasyon Artırmak (3000) 6 Gelişim
Dilek: Kaynakların Azalmaması
Dilek: Omniscience Araştırmasında İndirim
Dilek: Büyü Denemelerine Başarı Şansı
Dilek: Askerlere Güç ve Direnç
Dilek: Gizli Bişeyler Diyebiliriz ;)
Büyü Denemesi: Zaman Karmaşası
Büyü Denemesi: Kaldır ve Bırak
Boyut Kapısı: Ötegen-Bahçesaray
HİKAYEYİ TAM YAZAMADIM ŞU SIRALAR GECİKTİĞİ İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM HERKESTEN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder